Makale · Vergi
Nakdi Sermaye Artışında Faiz İndirimi:
Nakdi sermaye artışında faiz indirimi, şartları sağlayan sermaye şirketlerine, işletmeye nakit olarak eklenen sermaye üzerinden hesaplanan tutarı kurumlar vergisi matrahından düşme imkânı tanıyor.
Nakdi Sermaye Artışında Faiz İndirimi: Özkaynağı Güçlendirmenin Vergisel Avantajı
Şirketlerin faaliyetlerini özkaynaklarıyla finanse etmesi, mali yapıyı güçlendirirken vergi avantajı da sağlayabiliyor. Nakdi sermaye artışında faiz indirimi, şartları sağlayan sermaye şirketlerine, işletmeye nakit olarak eklenen sermaye üzerinden hesaplanan tutarı kurumlar vergisi matrahından düşme imkânı tanıyor.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-ı maddesinde düzenlenen uygulamadan, finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki sermaye şirketleri yararlanabiliyor. Yeni kurulan şirketlerin nakit olarak karşılanan sermayeleri de kapsamda bulunuyor. Genel indirim oranı %50; yurt dışından getirilen nakitle karşılanan sermaye artışlarında ise ilgili kısım için %75 olarak uygulanıyor. Bu oranlar, yatırılan sermayenin doğrudan indirilecek bölümünü değil, sermaye üzerinden hesaplanan faiz tutarına uygulanacak oranı ifade ediyor.
İndirim nasıl hesaplanıyor?
Hesaplamada nakden ödenen sermaye tutarı, ilgili yıl için TCMB tarafından en son açıklanan ticari kredi faiz oranı, uygulanacak indirim oranı ve yararlanılabilecek süre dikkate alınıyor:
İndirim tutarı = Nakdi sermaye × TCMB faiz oranı × İndirim oranı × Süre (ay/12)
İlk yıl, tescil ve ödeme tarihlerine göre hesaplama yapılıyor; ilgili ayın kesri tam ay kabul ediliyor. Sonraki yıllarda ise şartlar korunduğu sürece o yılın faiz oranıyla yeniden hesaplama yapılıyor. Dolayısıyla şirketin ilk yıl kullandığı faiz oranı sonraki yıllar için sabitlenmiyor.
Örneğin, tamamı için 12 aylık hesaplama yapılabilen 2.000.000 TL nakdi sermayede, TCMB faiz oranının varsayımsal olarak %40 ve indirim oranının %50 olduğu kabul edilirse, indirilebilecek tutar 400.000 TL olur. Bu tutar, ödenecek vergiden doğrudan düşülmez; kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınır.
2026 yılı neden önemli?
5 Temmuz 2022 tarihinden itibaren yapılan nakdi sermaye artışlarında indirim, tescilin gerçekleştiği hesap dönemi dâhil beş hesap dönemi boyunca uygulanıyor. Örneğin 2026 yılında tescil edilen bir artış için, şartların sağlanması kaydıyla 2026–2030 dönemlerinde hesaplama yapılabiliyor.
Bu tarihten önce yapılan ve uygulama kapsamına giren sermaye artışlarında ise geçiş düzenlemesi gereği 2022–2026 dönemleri esas alınıyor. Takvim yılı esasına tabi şirketlerde, bu kapsamdaki eski artışlar için 2026, yeni indirim tutarı hesaplanabilecek son yıl olma özelliği taşıyor. Ancak kazanç yetersizliği nedeniyle kullanılamayan indirimler kaybolmuyor; süre sınırı olmaksızın, endekslenmeden sonraki dönemlere devredilebiliyor.
Her sermaye artışı indirim sağlamıyor
Geçmiş yıl kârlarının, yedeklerin veya diğer özkaynak kalemlerinin sermayeye eklenmesi bu avantajdan yararlanmak için yeterli değil. Ayni sermaye artışları ile ortakların veya kanunda belirtilen ilişkili kişilerin kredi kullanarak ya da borçlanarak karşıladığı artışlar da hesaplamaya alınmıyor. Ayrıca getirilen nakdin kullanım alanı önem taşıyor; arsa ve arazi yatırımları gibi bazı kullanımlarda ilgili tutar için indirim oranı sıfıra inebiliyor.
Vergi avantajı değerlendirilirken yurt içi asgari kurumlar vergisi de hesaba katılmalı. Nakdi sermaye faiz indirimi, asgari kurumlar vergisi matrahından düşülemediğinden, beyannamede hesaplanan indirimin fiilî vergi tasarrufuna etkisi şirketin durumuna göre değişebiliyor.
Nakdi sermaye artışı planlanırken yalnızca sermaye tutarına odaklanmak yeterli değil. Paranın kaynağı, ödeme ve tescil tarihleri, kullanım amacı ve kalan yararlanma süresi birlikte değerlendirildiğinde, şirketin özkaynaklarını güçlendiren bu adım vergi planlamasının da etkili bir parçasına dönüşebiliyor.
